|
|
 |
 |
''Müziklopedi Müzik Ansiklopedisi''
Tuğrul Göğüş tarafından internet ortamında
küğcüler
ve küğseverlerin yararlanması amacıyla hazırlanmaktadır.
|
 |
Rabbia: Kızgın, kızgınlıkla
Raddolcento: Tatlılaşarak, tatlılaştırarak
Raddoppiamento: Katlamak, duble etmek, artırmak.
Raddoppiare: Artırmak, katlamak
Raga: Klasik Hint Musikisi.
Ragtime: Amerika zencilerinin dokunaklı piyano küğü.
Rallentando: Yavaş yavaş ağırlaşarak.
Rallentate: Yavaşlayarak.
Rallentato: Aniden yavaşlayarak.
Rapidamente: Çabuk olarak.
Rapidito: Çabuk bir şekilde.
Rapsodi: Halk küğüne dayanan ciddi küğ, halk ezgileri
üzerine yapılmış bağda.
Rastgeldi, Kemal: 1929 yılında Şanlı Urfa’nın
Tülmen köyünde dünyaya geldi. Yeni kurulmuş olan “Cumhuriyet Türkiyesi”nde önemli ve hızlı
gelişmelerin yaşandığı bir dönemde çocukluğunu geçirdi. Urfa’da öğretmenlik yapan
babası bir liman kenti olan Mersin’de ticaret hayatını denemeye karar verdiği için daha bebekken
göçmen oldular. Yine de yazın sıcak ve rutubetli aylarını Tülmen köyünde akrabalar arasında geçirdiler.
Hatırı sayılır bir köy ağası durumunda o yöreyi etkilemiş olan rahmetli dedesi sayesinde
Tülmen diğerlerine göre oldukça farklı özelliklere sahip bir köydü. Örneğin, O’nun ilgi ve himayesinde
köye yerleşen ve özellikle de konuk ağırlamalarında hizmet veren “mutrıp”, yani
küğcü bir aile dedesinin ölümünden sonra da aralarında yaşamaya devam etmişti. Böylece canlı küğü
yakından ve oldukça sık dinlemenin kendisinde uyandırdığı merak daha sonra yaşantısını
yönlendirmesinde ve bir uğraş seçmesinde etkili oldu. Urfa’nın oldukça zengin ve kendine has bir küğ
geleneği bulunduğu bilinen bir gerçektir. Kemal Rastgeldi’nin uluslararası küğ kültürü ile tanışması
orta bölümünü yatılı olarak okuduğu “Tarsus Amerikan Koleji”nde başladı. Babası
vali olan Doğan isimli bir sınıf arkadaşı keman dersleri almıştı ve çalışmalarını
çoğu zaman yatakhanede sürdürmekte idi. Rastgeldi fırsat buldukça onu dinler ve bir çalgı öğrenmek için
heveslenirdi. Dört yıl süren Tarsus döneminden sonra şimdiki adı “Boğaziçi Üniversitesi”
olan İstanbul’daki “Robert Kolej”e nakil oldu ve altı yıl da orada yatılı
olarak okudu. “Elektrik Mühendisliği Bölümü”nde Frank Allen isimli bir fizik öğretmeni aynı
zamanda amatör bir flütçüydü. Odası yatakhanenin bitişiğinde olduğu için Kemal Rastgeldi O’nun flüt
çalışmalarını uzaktan da olsa bazen izleyebiliyordu. Flüt sesine karşı hayranlık derecesinde
yoğun bir ilgi duymasının başlıca nedeni bu çalgının ve bu çalgıyı çalanın
bu denli yakınında bulunmasıydı. Rastgeldi ders dışı kültürel, sanatsal etkinliklerin teşvik
edildiği bu ortamda tiyatro ile de ilgilenme fırsatı bulmuştu. Klasıl küğ kulübüne üye olduktan
sonra düzenli olarak Boğazın güzel manzarasına bakan bir odadaki toplantılara katılarak taş
çizitlerden önemli yaratıları tanımaya ve sevmeye başlamıştı. 1951 yılı Haziran
ayında elektrik mühendisi olarak “Robert Koleji” bitirip aynı yılın sonunda staj
için İsveç’e gitti. İki–üç yıl olarak düşündüğü süre hayli uzadı ve Rastgeldi bu
ülkeden ayrılmasının artık pek olanaklı olmayacağını anlamaya başladı. Telefon
şirketi “Ericsson”daki işi kendisini geliştirmesine olanak tanıyordu ve birkaç dil
konuşuyor olması bir süre sonra eğitim bölümüne kendisini yönlendirdi. Teknik personel eğitmek üzere pekçok
ülkeye gönderildi. Farklı insanları, onların yaşam tarzlarını, gelenek ve kültürlerini yakından
görüp incelemek fırsatını elde edebildi ve bu nedenle şanslı olduğunu düşünüyordu. Flüte
karşı duyduğu ilgiyi eyleme çevirebilmek için önüne çıkan fırsatlar bakımından da şanslı
idi. İş yerindeki oda arkadaşı mühendis olmasının yanında bir klarinet sanatçısı
idi ve küğe karşı duyduğu ilgiyi önemsedi. Bir arkadaşında kullanılmış bir satılık
flüt bulunduğunu söylemesi üzerine Kemal Rastgeldi için küğ olayı artık bir heves olmaktan çıkıp
somut adımlar aşamasına dönüştü. İkinci adım olarak flüt öğretmeni bulma konusunda da iş
arkadaşı yardımcı oldu. Bir yıl boyunca haftada bir aldığı derslerle bir temel oluşmaya
başlamıştı. Daha sonraki yıllarda yaptığı bireysel çalışmalarla ilk zamanlar
sıfır düzeyinde bulunan nota okuma yetisi de gelişti. İsveç’te birçok büyük şirkette olduğu
gibi “Ericsson”un da kendi personelinden oluşan ikisi flütçü olmak üzere yaklaşık otuz
kişilik bir orkestrası vardı. Özel günler dışında ayda en az bir defa verilen hafif klasıl
küğ dinletilerini kaçırmayan Rastgeldi flütçülerden birinin emekliye ayrılması üzerine fırsatı
kaçırmayıp hemen orkestrada yerini aldı. Henüz diğerleri kadar rahat nota okuyamadığı için
ilk zamanlar bir hayli zorlandı ve bunu daha çok ve daha azimle çalışarak aştı. Balkan küğü
üzerinde çalışmalar yapan bir İsveçli grup ile tanışınca onların arasında da yerini
aldı, dinletilere ve dolaşılara katıldı. Çıkardıkları iki adet 33’lük çizitte
O da yer aldı; bu çizitleri evinde güzel anıları arasında saklamaktadır. “Ericsson”dan
emekli olup yurda dönünce Mersin’e yerleşti. Özellikle de böyle bir dönemde ve ortamda hayatta yaptığı
en akıllı işin otuz yaşında flüt öğrenmek için verdiği karar olduğunu bir kez daha
anladı. “Sanatı olmayan bir milletin hayat damarı kopmuş demektir” sözünün önemini
bireysel yaşantısında net ve somut bir şekilde anlamasını kolaylaştıran durumlarla
sürekli karşılaşmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, yaz mevsimi boyunca turistlere gönüllü olarak iki
ayrı otelde akçeli karşılık beklemeden büyük zevk alarak ve yabancı dil avantajından yararlanarak
sesini de kullanarak hizmet vermektedir. “İçel Sanat Kulübü”nün dinleti, “Dumansız
Geceler”, sokak şenlikleri gibi etkinliklerine de katkı ve katılımlarda bulunmaktadır.
İlerlemiş yaşına karşın sanat ve özellikle de flütle yaptığı küğ sayesinde
paylaşımcı, üretken, yaşama renk ve anlam katabilen biri olabildiği için kendini şanslı
saymaktadır.
Rattenuto: Tutarak, tarta tarta.
Ravivando: Canlı, hızlı, sevinçli.
Ravivare: Canlandırmak, çabuklaştırmak, hızlandırmak.
Ravivato: Canlandırılmış, çabuklaştırılmış,
hızlandırılmış.
|
|
 |
 |
 |
|